" "

PERAKENDE REHBERİ

Hoşuma gidiyor...

Hoşuma gidiyor…

Üstümüze önce FETO sağanağı denen bir yağmur yağdı, tufan can aldı 249 insanımız öldü, kaç kat fazlası yaralı. Ölenlere rahmet yaralılara şifa diledik. Yağmur dindi mi durdu mu derken gelen sel sildi süpürdü. Buna da eyvallah. Açığa alınan, içeri alınan ardından Sur, Cizre Nusaybin neler oldu gölgede kaldı.

Bir yandan PKK ile savaşıyoruz, uçaklar inip kalkıyor, bombalıyoruz, bir yandan Avrupa Birliğine, hele hele Almanya’ ya acayip posta koyuyoruz.

Diğer yandan Yunanlılar adalarımızda bayrak dikip kuzu çeviriyorlar.

Bir yandan Devlete çöreklenen FETÖ amblemli tarikat veya cemaat mensuplarını tasfiye ettik diye 15 Temmuzu bayram diye kutluyoruz. Diğer yandan hangi tarikat hangi Bakanlığa çöreklendi haberlerini okuyoruz.

Fetöcü hakimleri tasfiye ettik diye böbürleniyoruz. Fetöcü hakimlerin kodese soktuğu insanlarımıza dönüp bakmıyoruz.

Bir taraftan büyüme rakamlarımız övgü ile açıklanıyor. Diğer yandan Kredilendirme kuruluşları ha bire derecemizi düşürüyor.

Bir yandan Bakanı, Birlik başkanı asgari ücretin yüksekliğinden dem vuruyor. Diğer tarafta açlık sınırı altında bir asgari ücret ile yaşama mahkûm olmuş bir tablo ile karşılaşıyoruz.

Bir yandan Anayasa ortaokul seviyesinde ki öğrencilerin yatılı eğitimleri ve barınma konularını direkt devlete yükler, diğer tarafta özel yurtlarda ırzına geçerler çocukların.

Daha nicelerini de siz ilave edin.

Bitlis’ i bilen bilir, bir vadi içerisinden iki yönlü dağlara açılır şehir. Hikâyesi o ki; turistin birisi gece Bitlis’ e girer ve hayran kalır. O yamaçtan yükselen evleri seyrettiğinde gökdelen beller. Hayran kalır New York, New York diye bağırır.

Sabahı iple çeker ve acı gerçekle sabah karşılaştığında, ‘’gece New York, gündüz bom bok ‘’der.

Şimdi Ülkem de anlatılan gösterilen New York, gördüğünüz ne?

Bu keşmekeşte herkes emekli ve memur zammına fox olmuşken Millet vekillerine 20,000,00 TL. bayram ikramiyesi yansıdı medyaya.

O zaman da şu fıkra geldi aklıma, gelin beraber gülelim ağlanacak halimize.

Uyanığın biri ile temiz ve saf biri ortak iş kurmaya karar verirler. Gel zaman git zaman içerisinde bayağı da zenginleşir, hatırı sayılır bir servet sahibi olurlar. Uyanık bu durumdan rahatsız olur. Bir şekilde saf ortağını devre dışı bırakmaya karar verir. Otururlar hesaba.

Uyanık ‘’bak ortak kapıda duran BMV bana, bahçede duran Murat 124 sana’’ saf kafayı sallar. Çeşme’ de ki villa bana, falanca yerdeki gecekondu sana. Falanca rezidans da ki ev bana, falanca köyde ki hane sana’’ diye adil bir paylaşımla dağıtımını yaparken, saf usulce yerinden kalkıp yanağını uyanığa uzatır.

‘’Öp beni’’ der. Uyanık anlamaz, şaşkındır. ‘’Neden’’ diyebilir. İşte safın tarihe geçecek cevabı.

‘’S.kilirken öpülmek hoşuma gidiyor da ortak.’’

Kalın sağlıcakla.

Yücel Muhtar KAZAZ

22.08.2017

 

BÜLTEN ABONELİĞİ