" "

PERAKENDE REHBERİ

65 yıl sonra...

08.02.2019

Yücel Muhtar KAZAZ

65 yıl sonra...

TARİH 31 Temmuz 1954 : Türk Migros Teşkilatı ile ilgili olarak dün sabah Belediyede bir toplantı yapıldı. Toplantıya, Belediye Reis Muavini Ferruh İlter, İsviçreli mütehassıs Hochstrasser ve Türk Kadınlar Birliği temsilcileri iştirak etmiş ve teşkilatın Türk kadınına ne şekilde faydalı olabileceği hususu görüşülmüştür. Müteakiben heyet, Sultanahmet Meydanı’na giderek Migros servis kamyonları tarafından yapılan gösteri satışlarında bulunmuştur. 

TARİH  07 Aralık 1954 : Migros’a ait 60 kamyonet ve 22 otomobil geldi. Çalışmalar ilerliyor. Hükümetçe Migros’a 6 milyon lira kredi sağlandı. 

TARİH  08 Şubat 2019 : Gündem hala aynı ise yorum size kalmış. 65 sene sonra aynı noktaya nasıl geldik? 99 yıl sonrasına ne zaman yetişiriz?

Mobil manavlar iş başına, tanzim satış mağazaları hayata geçsin. Bunların sebebini merak ediyor musunuz? Bu ne telaş, neden korkuyorsunuz? Bizim bilmediğimiz ama Hükumetin ileriye dönük endişeleri nelerdir? Bu ne panik? Sadece 16,00 TL. ye patlıcan yiyemeyen vatandaşa karşı duyduğu sorumluluk duygusunu ortaya koyarsanız ben inanmam, ya siz?

Gürültü kirliliği, Görüntü kirliliği, kayıt dışı ekonominin önünün açılması, bütün bunları yok sayacak kadar endişe duyduğunuz ne var, ne var da biz bilmiyoruz?

http://www.kapazar.net

Hakikaten siz hala soğan lobisi, fırsatçı marketçi hikayelerini teşhis olarak koyanlara inanıyor musunuz, peki bunu söyleyenler inanarak mı söylüyorlar?

Eğer inanarak söylüyorlarsa vahim, bizi kimler idare ediyor? Eğer inanmadan söylüyorlarsa daha da vahim, biz kimlere teslim olmuşuz.

Ülke nüfusunun % 7 si köylerde yaşamaktadır ki, yaş skalasına baktığınız zaman daha korkunç bir gerçeklik göze çarpar. O da 18 – 45 yaş aralığında köyde yaşayan nüfus. Yani çalışacak üretecek kesim ve bu grupta insan köylerde yok gibi. Köyde yaşayan nüfus, büyük bir bölümü yaşlılar, diğer kısmı ise şehirlerde çalışmaya gidenlerden geride kalan kadın ve çocuklar.

Peki bu domatesi, patlıcanı kim yetiştiriyor dersen, işte orası zurnanın zırt dediği yer.

Son yıllarda hemen hemen tüm iş adamları ve yatırımcılar ikincil bir iş arayışına girdiler ki bu da ağırlıklı tarım ve hayvancılık oldu. Anlayacağın o domatesi, patlıcanı üreten senin eski köylü değil. Serada çadırın altında 8,00 TL. olan patlıcanı görmekle başlayacaksın olayı okumaya. Artık o kesim parayı, karı, ticareti bilen bir kesim. Organize olmayı, fiyat karteli yaratmayı bilen bir kesim, öyle saf köylü yok karşında.

Buradan başlayayım desen, diyemezsin. Çünkü onlardan cevap gelir. “serada kömür kullanıyoruz ve sen bizi ithal kömüre muhtaç ettin” derse, ne diyeceksin. “ben mazota 6,00 TL. neden ödüyorum” dese, karton ambalaj bir yıl öncesine göre iki kat para ödüyorum” dese, hele birde gübre konu olursa, sen bu konuya hiç girme istersen. Yoksa bir de ben buraya bu kadar para yatırdım, yatırım yaptım istihdam sağladım, sen beni mi cezalandırıyorsun” dese, öp elini koy başına geri dön.

“Avrupa’ da, Amerika’ da malikâne almadım, denizde yatım, Çeşme’ de, Bodrum’ da yazlığım da yok, ben her şeyimi bu işe, bu seraya bağladım” derse. Yok girme o topa. O da öğrenmesin bari bu Ülke de hiçbir başarının cezasız kalmayacağını.

Gel etme eyleme, Hükumet olarak hayırlı bir iş yapacaksan; aile çiftlikleri ile hayvancılığa ve tarıma bir el ver. Öyle urafe dağıtır gibi para dağıt demiyorum. Bu Ülke de o kadar Üniversite var, bunları oyuna sok. Bilimle insanımızı buluştur. Bilimin ışığında modern aile çiftliklerine prototipler üretelim. Her bölge Üniversitesi bu konuda sorumluluk alsın. Çok iyi niyetimle söylüyorum, şimdiye kadar verilen destekler gerçekten göz ardı edilmeyecek rakamlar. Ama köyde köylü yok, olan da senin prosedürünü aşması mümkün değil.

Bir adım daha at, prototip kooperatifler Devlet nezdinde kur, sistem oturuncaya kadar bayraktarlık yap. Sistem oturunca da çekilmesini bil. Gerisi su akarken yol bulur.

Biz Devletten bunu bekliyoruz, Hükumetlerde bunu görev edinirse sorun çözülür.

Yoksa bizim Devletten beklediğimiz, Şener Şen misali “domaaates” diye kapı kapı dolaşma, soğana patatese narkotik muamelesi yapma.

Birde aynı hassasiyetti sadece patlıcana, soğana değil genelinde göster, belli zamanlarda –seçim öncesi- değil her zaman göster.

Daha önce de yazdım, patlıcan yiyen senin vatandaşın da kilosu 366,00 TL. ye diş macunu kullanan, çocuğu için aylık ortalama 300,00 TL. bez parası ödeyen. Hadi sen Devletsin, elektrik, mazot, doğal gaz demiyoruz, nerede ise tamamı yabancı sermayeye ait ürünler de bu hassasiyeti göstersen, ama yok, dönüp dolaşıp patlıcan soğan dedin mi olmuyor. Hele “vatan haini bu marketçiler” dedin mi, hiç olmuyor. Bakanımız da çıkıp “ucuz marketler var oradan alsınlar” deyip isim vermeden adres verirse  o hiç olmuyor.

Ben çok eskisini bilmem ama 1967 – 68 de Yerli Malı haftası yapılırdı okullarda. Hatırlar mısınız? O zaman masaya dut-üzüm- kaysı kurusu koyardık. Yerli malı bunlardı, tam o noktaya gelmişken, masamızda patlıcan ile soğan kalmışsa eğer yerli malı olarak, tek diyeceğim.

Gölge etme başka ihsan istemem.

 

Kalın sağlıcakla.

 

Yücel Muhtar KAZAZ

08.02.2019

 

 

 

Perakende ile ilgili en güncel makaleleri KAPAZAR 'dan takip edebilirsiniz.

BÜLTEN ABONELİĞİ